Bayrak

BAŞKANIN MESAJI

Aziz Şaşa

NİĞDE ALADAĞLAR DEMİRKAZIK DAĞ ARAMA KURTARMA ÇALIŞMASI 

3 Haziran 2018 günü Niğde Aladağlar Demirkazık Dağı’nda aniden değişen hava koşulları nedeniyle 3750 m rakımda mahsur kalıp donma tehlikesine maruz kalan 3 dağcının kurtarılmasında TRAC Konya Röleleri çok önemli bir rol oynadı.

Haberleşmeyi yürüten dağcı ile, kendisi İstanbul’a döndükten sonra yaptığımız görüşme sonucunda aldığımız bilginin özeti şöyle:

-İlk irtibat GSM üzerinden (sırasıyla) yörede dağcılara ulaşım ve lojistik desteği veren bir kişi, Zirve Dağcılık Niğde Temsilcisi ve AKUT Niğde Temsilcisi ile kuruluyor;

-AKUT Niğde Temsilcisi Jandarma ve AFAD’a bilgi veriyor;

-Kazazedeler AKUT Niğde Temsilcisinin önerdiği kurtarma operasyonunun uzun sürebileceği ve bunun can güvenliği babında tehlikeli (hipotermi tehlikesi) olacağını değerlendiriyorlar;

-Kazazedeler Telefon irtibatı kurulmasında zorluklar yaşamaya başlıyor ve irtibat tümüyle kesilmeden önce 112 ve AFAD ile kısa süreli bir irtibat sağlayıp bulundukları konum hakkında bilgi vermeye çalışıyorlar;

-Telefon irtibatının imkânsız hale gelmesi üzerine Kazazedelerden birisi, yanında bulundurduğu dual bant telsizi çalıştırıyor ve Konya TRAC UHF Rölesi üzerinden acil durum çağrısı yapıyor;

-Konya TRAC UHF Rölesi (439.275 MHz) TRAC Konya Kulu VHF Rölesi (145.625 MHz) ile tandem olarak çalıştığından acil durum çağrısı Konya’ya ulaşıyor;

-Konya’daki TRAC üyeleri Konya’da ilgili birimlere ulaşıyor ve kazazedelerle kesintisiz irtibatın TRAC Röleleri üzerinden sağlandığı bilgisini veriyorlar;

-Konya’daki Radyo Amatörleri ilgili birimlere ulaşıldığını ve TSK Arama-Kurtarma Helikopterinin devreye gireceği bilgisini aldıklarını kazazedelere bildiriyor, ayrıca onların uykuya dalıp donmalarını önlemek için telsiz haberleşmesini sürekli şekilde sürdürüyorlar;

-Konya Hava Üssündeki Arama Kurtarma Helikopterindeki cihazlardan bir tanesi 145.500 MHz frekansına ayarlanıyor, böylece helikopter personeli ile kazazedelere doğrudan irtibat sürdürebiliyorlar; Konya Hava Üssü Arama Kurtarma Komutanlığındaki bir cihaz da 145.625 MHz rölesine ayarlanıyor, böylece tandem UHF Röle üzerinden kazazedelerle irtibat devam ettirilebiliyor;

-Helikopter ilk iki girişimde, yoğun sisli hava koşulları nedeniyle başarılı olamıyor, anca kazazedelerin konumunu kesin şekilde görüyor (Telsizin feneriyle SOS sinyali verilerek görüş bağlantısı sağlanıyor); Helikopter başarısız girişimler sonrasında üsse geri dönüp yakıt ikmali yapıyor (Not: İrtifanın yüksekliği sonucunda yakıt miktarının, uçuş ağırlığını düşük tutma zorunluluğu nedeniyle kısıtlı tutulması gerekiyor).

-Hava koşullarının düzelmesi üzerine üçüncü sorti yapılıyor ve başarılı oluyor;

-Kazazedeler UMKE ekiplerine teslim edilerek Hastaneye kontrol amaçlı olarak sevk ediliyorlar. Tehlikeli herhangi bir sağlık sorununun var olmaması nedeniyle kazazedeler taburcu ediliyor ve bölgeden ayrılıyorlar.

Bu olayla ilgili değerlendirmeyi yapmadan önce kazazedeler tarafından kaleme alınan raporun son bölümünden bir alıntıyı aktarmak isterim:

“…Başta bize yardım eden Türk Silahlı Kuvvetleri' ne, AFAD ' a, UMKE' ye, AKUT' a, Çamardı Devlet Hastanesi ve çalışanlarına, Türkiye Dağcılık Federasyonu' na, Türkiye İzcilik Federasyonu' na, tüm basın mensuplarına, Lojistik anlamda yardımcı olan Mehmet ŞENOL’ a ve en önemlisi bizleri saatlerce yalnız bırakmayan ve motivasyonumuzu güçlü tutan Zirve Dağcılık Niğde İl Temsilcisi Arif ÖZTÜRK’ e, Konya amatör telsizcileri Yılmaz KAYA (TA5CZ) ve ismlerini bilemediğimiz onlarca amatör telsizciye teşekkürü bir borç biliriz.“

DEĞERLENDİRME: Demirkazık Dağı’ndaki kazalar ilk kez 1998 yılında bu dağın eteğinde, Çamardı ilçesi yakınlarında AKUT’un bir tatbikatına katıldığımızda gündeme gelmiş, o vesileyle Çamardı Jandarma Komutanlığının desteği ve Rahmetli Kürşat AVCI’nın rehberliğinde yapılan bir keşifte bazı fikirler oluşmuştu. Ancak o dönemin koşullarında konu bir proje haline getirilemedi ve çözüm üretilemedi.

Son derece “karizmatik” olduğunu, bu nedenle de çok dağcıyı bir anlamda “kendisine çeken” bir nitelik taşıdığını düşündüğüm bu zirvede ne yazıktır ki çok sayıda kaza yaşandı ve yaşam yitirildi.

1998 yılındaki keşfimizden 20 yıl sonra yaşanan bir kaza, zirve yakınından (zorlukla ve kısıtlı/çok kısa süreli şekilde olsa da) GSM irtibatının sağlanabileceğini gösterdi. Ancak bu güncel deneyim, arama-kurtarma sürecinin sağlıklı yapılmasının salt GSM ile mümkün olmadığını da gösterdi. Gerek konumun yüksekliğinin GSM ağında yarattığı teknik sorunlar, gerekse GSM terminallerinin büyük bölümünün aşırı hava koşullarına teknik uyumsuzluğu bunun iki nedenini teşkil ediyor.

3 kişilik kazazede ekibindeki bir kişinin SWL olarak sahip olduğu bir dual bant telsizi yanında taşıması ve acil durum muhaberesi usullerini bilmesi sonucunda muhabereyi sağlıklı şekilde yürütmesi bu üç canın kurtarılmasında kilit rol oynayan temel faktördür. Bu temel sayesinde TRAC Konya Rölelerinden yararlanılarak ve Konya’daki TRAC mensuplarının yönlendirme ile desteğiyle arama-kurtarma muhaberesi yürütülebilmiştir. Konya Hava Üssü SAR Timinin sergilediği iş birliği ve SAR Helikopterindeki telsiz teçhizatının üstün özellikleri ise aynı derecede önemli rol oynamıştır.

TRAC’ın Haberleşme Hizmet Grubundaki konumu ve TRAC Niğde Şubesinin kurulması sayesinde ilk keşfimizden 20 yıl sonra bu yörede yaşanabilecek dağ kazalarında gerekecek acil durum haberleşmesine yönelik bir projeyi artık oluşturabileceğimizi umuyorum.

Bu 3 canın kurtarılmasına destek veren herkesi kutluyorum. Elbette soğukkanlılığı sayesinde doğru zamanda doğru kararı veren (henüz SWL olan) genç dağcımızı da kutlamamız gerekir. Tahminim, yakında üç tane bilinçli Radyo Amatörünün camiamıza katılacağı yönünde.

TRAC Konya Rölelerinin 3 canın kurtarılmasında oynadığı yaşamsal rol bizler için çok büyük bir mutluluk kaynağı olmuştur.

 

73! Aziz ŞASA, TA1E

TRAC Genel Başkanı